10 Eylül 2026 Perşembe
Türkiye elektrikli ticari araç üretiminde yeni bir döneme hazırlanıyor. SANY ve FMT Türkiye yapılanmasının resmi lansmanı, Çırağan Palace Kempinski İstanbul’da iş, otomotiv ve basın dünyasından çok sayıda davetlinin katılımıyla görkemli bir geceyle gerçekleştirildi.
Hakan Bilgin’in sunuculuğunu üstlendiği gecede, elektrikli ticari araç sektörüne yönelik Türkiye hedefleri ve yeni yatırım planları davetlilerle paylaşılırken, gecenin sürpriz konuğu ise sahne performansıyla Kris Kolls oldu.
İş dünyasının önemli isimlerini bir araya getiren gecede, Türkiye’nin Avrupa ve Orta Asya için elektrikli ticari araç üretim üssü haline getirilmesi hedefi öne çıktı. 50 milyon dolarlık başlangıç yatırımıyla hayata geçirilen projede; üretim, montaj, servis, yedek parça, teknik destek ve operasyon yönetimini kapsayan entegre bir yapı kuruluyor.

Hedef 5 yılda 500 milyon dolarlık yatırım
Projenin üretim ayağı Ankara ASO 2. Organize Sanayi Bölgesi’nde kurulan yaklaşık 26 bin metrekarelik Entegre Üretim ve Operasyon Merkezi olacak.
İlk etapta 50 milyon dolarlık yatırımla başlayan projenin, beş yıl içerisinde 500 milyon dolarlık yatırım büyüklüğüneulaşması hedefleniyor. Şirket ayrıca 2027 yılı sonuna kadar 8 farklı araç modelini Türkiye pazarına sunmayı ve beş yılın sonunda yıllık 30 bin adet üretim kapasitesine ulaşarak Türkiye’den ihracat gerçekleştirmeyi planlıyor.

“Elektrikli araçta yüzde 80’in üzerinde tasarruf”
Gecede elektrikli ticari araçların operasyonel avantajları da gündeme geldi. Türkiye’nin farklı bölgelerinde gerçekleştirilen saha testlerinde, elektrikli kamyonların dizel araçlara göre enerji maliyetlerinde yüzde 80’in üzerinde avantaj sağladığı belirtildi.
Şirket Genel Müdürü Fatih Bilgen, Türkiye’de montajı gerçekleştirilen ilk model olan SANY E636’nın kullanım koşullarına göre 450 ila 600 kilometre arasında menzil sunduğunu belirterek, ağır yük altında gerçekleştirilen saha testlerinde aracın yaklaşık 500 kilometrelik menzil performansını koruduğunu ifade etti.
Lansmanın finalinde Kris Kols sahne aldı
Teknoloji ve otomotiv dünyasının buluştuğu gecenin en renkli anları ise sahne performansıyla yaşandı. Hakan Bilgin’in sunumuyla ilerleyen lansmanda Kris Kolls sahneye çıktı.Kris Kolls’un performansıyla hareketlenen gecede davetliler müzik eşliğinde keyifli anlar yaşarken, iş dünyasının önemli isimleri de lansmanın ardından düzenlenen etkinlikte bir araya geldi.
SANY ve FMT Türkiye yetkilileri, gecede yalnızca araç satışına değil, Türkiye’de güçlü bir üretim, satış sonrası hizmet ve ihracat ekosistemi oluşturmaya odaklandıklarının altını çizdi.

Moda ve tekstil sektörünün önemli merkezlerinden Merter, 14–20 Eylül 2026 tarihleri arasında 8. Merter Moda Haftası’na ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.
MESİAD tarafından düzenlenen organizasyon kapsamında; ünlü mankenlerin katılımıyla defileler, dans ve sahne şovları, sektör buluşmaları ve ünlü sanatçıların konserleri gerçekleştirilecek. Moda, müzik, dans ve eğlenceyi bir araya getirecek etkinlikler, Merter’de renkli görüntülere sahne olacak.

Basın toplantısı gerçekleştirildi
8.Merter Moda Haftası’nın basın toplantısı, Dosso Dossi Golden Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantıya MESİAD Başkanı Ufuk Muslu ve Yönetim Kurulu üyelerinin yanı sıra organizasyonda yer alacak sanatçı ve modeller katıldı.Basın toplantısında konuşan MESİAD Başkanı Ufuk Muslu, Merter Moda Haftası’nın sektör açısından taşıdığı öneme dikkat çekerek, moda ve tekstil dünyasını bir araya getiren organizasyonun Merter’in uluslararası alandaki tanıtımına da katkı sağlayacağını vurguladı.
Organizasyon kapsamında sahne alacak sanatçılardan Siyam da basın toplantısında söz alırken, ünlü modeller Ece Gürsel ve Wilma Elles moda haftasına ilişkin görüşlerini paylaştı.
Organizasyonu NES Prodüksiyon – Neslihan Hacıoğlu üstlenirken, defilelerin koreografisi ise Asil Çağıl tarafından gerçekleştirilecek.
Görkemli Gala Gecesi
Merter Moda Haftası, yurt dışından gelecek özel konukların da katılımıyla düzenlenecek Gala Gecesi ile görkemli bir başlangıç yapacak.
Gala kapsamında birbirinden özel defilelerin yanı sıra dans şovları ve sahne gösterileri gerçekleştirilecek. Gecenin dikkat çeken isimlerinden biri de Sefo olacak.
Moda Haftası boyunca düzenlenecek etkinliklerde defileler ve özel gösteriler devam ederken, konser programında ise Demet Akalın ve Sinan Akçıl sahne alacak.
14–15–16 Eylül’de Merter’de moda ve müzik buluşuyor
8. Merter Moda Haftası, 14–20 Eylül tarihleri arasında Merter’de moda ve tekstil sektörünü bir araya getirirken, özellikle 14, 15 ve 16 Eylül tarihlerinde Savaş Caddesi’nde gerçekleştirilecek etkinliklerle Merter sokaklarını hareketlendirecek.
Moda, müzik, dans ve eğlencenin buluşacağı 8. Merter Moda Haftası, sektör temsilcilerinin yanı sıra sanat ve magazin dünyasından önemli isimleri de ağırlamaya hazırlanıyor.


GÜNEŞİN DOĞDUĞU YER’DE KOZANLAR’IN HİKAYESİ BAŞLIYOR!
atv’nin, yapımını TİMSBİ Productions’ın, yapımcılığını Timur Savcı ve Burak Sağyaşar’ın üstlendiği, senaryosu Yıldız Tunç tarafından kaleme alınan, yönetmen koltuğunda Çağrı Vila Lostuvalı ve Çiğdem Bozali’nin oturduğu yeni sezonun iddialı yapımı ‘Güneşin Doğduğu Yer’ izleyici karşısına çıkmak için gün sayıyor.
Adana’nın en varlıklı ve güçlü ailelerinden Kozanlar, konaklarında sakladıkları sırlarla, aşklarıyla ve hesaplaşmalarıyla dizinin merkezinde yer alacak. Almanya’dan Adana’ya uzanan büyük hikayenin kalbindeki bu güçlü aile, daha ilk bölümden itibaren izleyiciyi kendine bağlayacak.
YILLAR ÖNCE GÖMDÜĞÜNÜ SANDIĞI AŞK, KENAN’IN KAPISINA DAYANIYOR
Kozan ailesinin ikinci oğlu Kenan (Burak Özçivit), iyi eğitimli, zeki ve güçlü karakteriyle ailenin en önemli isimlerinden biridir. Almanya’da tanıştığı Leyla’ya duyduğu büyük aşk, Kenan’ı ailesiyle karşı karşıya getirirken, sevdiği kadınla kendi hayatını kurmak için Kozanlara sırtını dönmeyi göze alır. Ancak ailesi ve aşkı arasında yaptığı bu seçim, Kenan’ın hayatında yıllarca izini taşıyacağı büyük bir kırılmanın da başlangıcı olacaktır.
KONAĞIN DEMİR LEYDİSİ: CELADET KOZAN
Nam-ı diğer Demir Leydi Celadet Kozan (Sibel Taşçıoğlu), ailesini her şeyin üzerinde tutan, Kozanların düzenini güçlü elleriyle yöneten otoriter bir kadındır. Kenan’ın Leyla uğruna ailesinden uzaklaşmasını kabullenmeyen Celadet, oğlunu yeniden Adana’ya ve ailesine döndürmek için kendi düzenini kurar. Ailesini bir arada tutmak adına sınırları zorlamaktan çekinmeyen Celadet’in attığı adımlar, Kozan ailesinin yıllar boyunca taşıyacağı sırların da temelini oluşturacaktır.
İHSAN KOZAN, İÇİNDEKİ ACIYI NEŞEYLE GİZLİYOR
İhsan Kozan (Muharrem Türkseven), ailenin büyük oğlu olmasına rağmen işlerin başına hiç geçmemiştir. Neşeli ve komik görüntüsünün ardında kimseye açamadığı derin bir acı taşıyan İhsan, konak içinde dedesi Heybet’i tek dizginleyebilen kişidir. Peki İhsan’ın bu sırrı, bir gün ailesinin karşısına nasıl çıkacaktır?
KOZANLARIN HIRSLI GELİNİ: GÜL KOZAN
Gül Kozan (Bahar Süer), Celadet’in İhsan için bulduğu, kocasının eksikliğiyle yüzleşmek zorunda kalmış ihtiraslı bir gelindir. Keskin gözlemleriyle konaktaki herkesin sırrını sezen Gül, konağın tek gelini olma iktidarının yeni gelinlerle sarsılmasından derinden rahatsız olmaktadır. Peki bu değişen dengeler karşısında nasıl bir oyun kuracaktır?
GÖLGEDE KALAN SAF YÜREK: MUNİSE KOZAN
Ailenin en küçük çocuğu ve tek kızı Munise Kozan (Nazlıcan Demir), annesinin gölgesinde büyümüş ama saf kalbinden hiç taviz vermemiş bir genç kızdır. Leyla’ya yapılan haksızlığın farkına varan tek kişi olan Munise, ailesinin sakladığı büyük gerçeği öğrendiğinde nasıl bir tavır alacaktır?
KONAĞIN GİZEMLİ İHTİYARI: ALİ HEYBET KOZAN
Ali Heybet Kozan (Ali Erkazan), bir zamanlar herkesin çekindiği güçlü bir figürken yaşlılıkla birlikte bambaşka bir adama dönüşmüştür; geçmişle şimdiyi karıştırmaktadır. Torunu İhsan’dan başka kimseyi dinlemeyen bu ihtiyarın hayal dünyasında sakladığı gerçekler, acaba bir gün gün yüzüne çıkacak mıdır?
Almanya’da başlayıp Adana’nın sert ve tutkulu dünyasında devam edecek ‘Güneşin Doğduğu Yer’, çarpıcı hikayesi ve güçlü oyuncu kadrosuyla 17 Eylül Perşembe akşamı ilk bölümüyle atv’de!

Güneşin Doğduğu Yer Tanıtım
https://youtu.be/3mzhuc-3NIA?si=vvHIMhxk4yK9K4z1
Sezonun en çok konuşulacak yapımlarından biri olan, atv’nin yeni dizisi, Bozdağ Film imzalı ‘Aşk ve Taht’, Çarşamba akşamı ilk bölümüyle izleyici karşısına çıktı. Aşk, ihanet ve iktidar mücadelesinin ortasındaki Alaeddin Keykubat’ın hikayesini anlatan dizi, Anadolu Selçuklu Devleti’nin en güçlü dönemine ışık tutarak nefesleri kesti.
‘AŞK VE TAHT’ İLK BÖLÜMÜYLE İZLEYİCİYİ BÜYÜLEDİ
‘Aşk ve Taht’ın ekran yolculuğuna başladığı akşamda, dizinin oyuncuları ve yapım ekibi, Söğüt 1299 Restoran’da düzenlenen görkemli bir organizasyonla ilk bölümü bir arada izledi. Emeği geçen herkesin bu özel günü paylaşmanın gururunu yaşadığı gösterimde, zindandan tahta uzanan çarpıcı bir mücadeleyi, aşkı ve ihaneti bir arada anlatan ‘Aşk ve Taht’, daha ilk bölümüyle izleyiciyi etkisi altına almayı başardı.
‘Aşk ve Taht’ın güçlü oyuncu kadrosunda Akın Akınözü (Alaeddin), Merjem Siljak (Destina), Simay Barlas (Melike Hüma), Ayça Bingöl (Ümmühan Hatun), Cem Bender (Ayaba), (Halil İbrahim Ceyhan (Andreas), Ferit Kaya (Celaleddin), Ceren Benderlioğlu (Nurcihan), Emrah Altıntoprak (Kutluboğa), Murat Serezli (Efendi Vard), Özgür Emre Yıldırım (Cavlak), Oğulcan Arman Uslu (Ayas), İdil Yener (Hünkar Hatun), Selin Genç (Dilruba), Ece Yüksel (Rita), Bülent Gültekin (Mübariz), Halil İbrahim Temizoğlu (Yalboğan), Mücahid Temizel (Sökmen), Merve Polat (Mihrişah), Ahmet Kayakesen (Thora), Hakan Eke (Şirin Ağa), Ozan Ayhan (Komnenos), Timur Ölkebaş (Emir Bahaddin), Erman Saban (Ertokuş), Özer Arslan (Zeyneddin), Alican Albayrak (Kreon), Göksel Kayahan (Arakel) yer alıyor.
1.BÖLÜMDE NELER YAŞANDI?
ALAEDDİN’İN TAHTA DÖNÜŞÜ SARAYDA DENGELERİ DEĞİŞTİRDİ!
ALAEDDİN İLE DESTİNA’NIN YOLLARI YILLAR SONRA YENİDEN KESİŞTİ!
Annesi ve baba gibi gördüğü atabeyi Ayaba’nın ihanetiyle zindana düşen Alaeddin, tam sekiz yıl boyunca Kezirpert Kalesi’nde esir tutuldu. Yıllar süren mahkumiyeti boyunca hayata tutunmasını sağlayan iki büyük düşün peşinden hiç vazgeçmedi. Biri babasından miras kalan Selçuklu tahtı, diğeri ise yıllar önce ölümün kıyısındayken karşısına çıkan, yaralarını sararak hayatını kurtaran yeşil gözlü, sırma saçlı genç kadındı. Adını dahi bilmediği bu kadını hafızasından silemeyen Alaeddin, zindan duvarları arasında onun gözlerini çizmeye devam etti.
Sekiz yılın sonunda zindanın kapısı hiç beklemediği bir anda açıldı. Karşısında, geçmişindeki en büyük hesaplardan birinin sahibi Ayaba vardı. Sultan İzzeddin’in ölümünün ardından emirler meclisi Selçuklu tahtı için Alaeddin’i seçmişti. Ancak tahtın önünde önemli bir şart vardı. Hanedanın en büyüğü Tuğrulşah, Alaeddin’in sultanlığını ancak kızı Melike Hüma Hatun’la evlenmesi karşılığında kabul etmişti. Kendisine şartla sunulan saltanatı ilk anda reddeden Alaeddin, devletin parçalanma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu öğrenince kendi isteklerini bir kenara bıraktı ve saltanat yüzüğünü kabul etti. Ancak Ayaba’ya, sekiz yılın hesabının kapanmadığını da açıkça gösterdi.
DESTİNA, ALAEDDİN’İ GÖRMEK İÇİN KONYA’YA GELDİ
Alaeddin’in tahta çıkacağı haberi Konya kadar Kalonoros’ta da büyük yankı uyandırdı. Kalonoros Prensesi Destina için bu haberin anlamı ise çok daha farklıydı. Yıllar önce hayatına giren ve bir daha karşılaşamadığı gizemli adamı unutamayan Destina, bir rüyasında bu adamın Selçuklu Sultanı olduğunu gördü. Kalonoros’ta Alaeddin’in sekiz yıllık esaretinin ardından intikam peşine düşebileceği endişesi büyüdü. Babası Kir Vard mevcut düzenin devam edeceğini düşünürken Destina, sekiz yıl zindanda kalan Alaeddin’in nasıl bir sultana dönüştüğünü kendi gözleriyle görmek istedi. Kimliğini gizledi ve Rita’yla birlikte Konya’ya doğru yola çıktı.
Alaeddin Konya yolunda yıllardır kendisine sadık kalan Deli Ayas, Yalboğan, Sökmen ve Mübariz’le yeniden bir araya geldi. Zindanda olduğu yıllar boyunca dışarıdaki gözü kulağı olan adamlarına ilk önemli görevlerinden birini verdi: Yıllar önce hayatını kurtaran yeşil gözlü, sırma saçlı kadının bulunmasını istedi.
CELALEDDİN TAHT İÇİN HAREKETE GEÇTİ
Tahtın Alaeddin’e bırakılması kardeşi Celaleddin’i öfkelendirdi. Sultan İzzeddin’in ölümünün ardından tahta kendisinin çıkacağını düşünen Celaleddin, sekiz yıldır zindanda olan kardeşinin emirler tarafından seçilmesini kabullenemedi. Ablası Nurcihan’ın da etkisiyle öfkesi daha da büyüdü ve ordusunu yanına alarak Konya’ya doğru harekete geçti.
ALAEDDİN, ANNESİ ÜMMÜHAN HATUN’U HUZURUNA KABUL ETMEDİ
Alaaddin’in Konya’ya dönüşüyle eski hesaplar da yeniden açıldı. Sekiz yıllık esaretinin sorumlularından biri olarak gördüğü annesi Ümmühan Hatun’la yüzleşmeye henüz hazır değildi. Ümmühan oğluyla görüşmek istediğinde Alaeddin onu huzuruna kabul etmedi. Yıllar sonra oğluna kavuşmayı bekleyen Ümmühan, karşısında affetmeye hazır olmayan bir sultan buldu.
ALAEDDİN SELÇUKLU TAHTINA OTURDU
Alaeddin görkemli cülus töreniyle Selçuklu tahtına oturdu ancak daha ilk günden kendisini tahta çıkaranların kontrolünde olmayacağını gösterdi. Geçmişte kendisini zindana götüren Ayaba’ya saltanat yüzüğünü öptürürken aralarına kılıcını koyarak eski hesabı unutmadığını açıkça ortaya koydu. Tam bu sırada Celaleddin’in ordusuyla saraya gelmesi tansiyonu yükseltti. Alaeddin, kardeşinin neden büyük bir askeri güçle geldiğini sorguladı ve bundan böyle karşısında kardeşi değil, Selçuklu Sultanı olduğunu hatırlattı. Celaleddin sonunda Alaeddin’in saltanat yüzüğünü öpmek zorunda kaldı ancak iki kardeş arasındaki taht mücadelesinin ilk işaretleri de böylece ortaya çıktı.
ALAEDDİN İLE DESTİNA KONYA’DA BİRBİRLERİNE BİR ADIM DAHA YAKLAŞTI
Destina ise Rita’yla birlikte Konya sokaklarında Alaeddin’i uzaktan takip etmeye başladı. Ancak bu gizli takip Alaeddin’in adamlarının dikkatinden kaçmadı. Deli Ayas’ın aldığı sırma saçlı, yeşil gözlü kadın haberi Alaeddin’e ulaştığında yıllardır aradığı kadının Konya’da olabileceğini düşündü. Alaeddin’in adamları şehrin her yerinde Destina’yı ararken Destina ise kendisinin Kalonoroslu bir casus olarak takip edildiğini sandı. Saklandıkları yerin bulunmasının ardından Rita’yla birlikte balkondan kaçarak son anda kurtuldu. Böylece yıllardır birbirlerini arayan Alaeddin ve Destina, aynı şehirde olmalarına rağmen bir kez daha karşılaşamadı.
MELİKE HATUN’LA SARAYIN KADINLAR DÜNYASINDA DENGELER DEĞİŞTİ
Alaeddin’in Melike Hatun’la yapması beklenen evlilik de saraydaki dengelerin merkezine yerleşti. Çocukluğundan beri Alaeddin’e bağlı olan Melike, evliliklerini yalnızca siyasi bir anlaşma olarak görmüyordu. Alaeddin ise verdiği sözü yerine getireceğini belirtse de bu evliliğe gönülden hazır değildi. Aklının bir köşesinde hala yıllardır aradığı gizemli kadın vardı. Sarayın kadınları arasında başlayan güç mücadelesi de bu süreçte giderek büyüdü. Ümmühan, Nurcihan’ın hareme nüfuz etme girişimlerine karşılık onun en yakınındaki Anna’yı Alaeddin’in has odasına gönderdi. Anna’nın sultanın odasında olduğu haberi Melike’yi kıskançlığa sürükledi.
ALAEDDİN KALONOROS’A MEYDAN OKUDU
Alaaddin ilk divanında dış politikada nasıl bir sultan olacağının da işaretini verdi. Kalonoros’tan gelen elçi Kevon, Sultan İzzeddin dönemindeki ticari düzenin devam etmesini istedi ve Kir Vard’ın mesajıyla birlikte Alaaddin’e kafes içinde bir serçe getirdi. Ancak Alaeddin kendisinden beklenen tavrı göstermedi. Kir Vard’ın bizzat Konya’ya gelmesini, Selçuklu Sultanı’na biat etmesini ve vergi ödemesini istedi. Kalonoros’un ticareti durdurma tehdidine savaşla karşılık verdi ve kendisine gönderilen serçeyi geri yollayarak Kir Vard’a açıkça meydan okudu.
AYABA, CELALEDDİN’İN TAHT HIRSINI KULLANDI
Ayaba da Alaeddin’e karşı yürüttüğü mücadelede Celaleddin’in taht hırsından yararlandı. Alaeddin’in önce Kalonoros’u ortadan kaldıracağını, ardından Sultan İzzeddin döneminde karşı tarafta kalan Celaleddin’i hedef alacağını söyleyerek iki kardeşin arasını daha da açtı. Alaeddin’in uyarılarını ölüm tehdidi olarak yorumlayan Celaleddin sonunda kardeşinin Konya’ya sağ dönmemesi gerektiğine karar verdi.
CELALEDDİN VE ARAKEL’DEN ALAEDDİN’E ÖLÜM PUSUSU
Celaleddin bunun için Kalonoros Prensi Arakel’i kullandı. Babası ve ablasının gölgesinde kaldığını düşünen Arakel’in hırsını körükledi ve Alaeddin öldüğünde hem kendisinin Selçuklu tahtına çıkacağını hem de Arakel’in Kalonoros’a kahraman olarak döneceğini söyledi. Arakel teklifi kabul ederek Alaeddin’in az sayıda adamla gideceği Sisli Vadi’de ölümcül bir pusu hazırladı.
DESTİNA, ALAEDDİN’İ KURTARMAK İÇİN HAREKETE GEÇTİ
Plandan haberdar olan Destina büyük bir ikilemin ortasında kaldı. Alaeddin artık siyasi olarak düşmanıydı ancak yıllardır unutamadığı adamın kardeşi tarafından öldürülmesine de göz yumamazdı. Kimliğini gizleyip yüzünü kapatarak adamlarıyla birlikte Sisli Vadi’ye gitti.
ARAKEL KURDUĞU PUSUDA KENDİSİ SIKIŞTI
Alaeddin de pusuyu önceden sezmişti. Deli Ayas, Yalboğan, Sökmen ve gaziler çevrede gizlenmişti. Arakel’in adamlarının ortaya çıkmasıyla Alaeddin’in kuvvetleri de harekete geçti ve Arakel, kurduğu pusunun içinde kendisi sıkıştı.
DESTİNA, ALAEDDİN’İ OMZUNDAN YARALADI
Alaeddin ile Arakel karşı karşıya geldi. Arakel’i öldürmek yerine kim olduğunu ve arkasında kimin bulunduğunu öğrenmek isteyen Alaeddin onu sağ bırakmaya karar verdi. Ancak tam o sırada yüzü kapalı Destina yayıyla Alaaddin’i hedef aldı. Alaeddin’i öldürmeye eli varmadı ve Destina onu omzundan yaraladı.
ALAEDDİN İLE DESTİNA YILLAR SONRA KARŞI KARŞIYA GELDİ
Alaeddin kendisini vuran gizemli okçunun peşine düştü. Yüzünü göremese de karşısındaki kadının gözleri ona yıllardır unutamadığı birini hatırlatmıştı. Destina atıyla kaçarken Alaeddin onu takip etti ve uçurumun kenarında yakaladı. İkili önce at üzerinde, ardından kılıçlarla karşı karşıya geldi. Destina kimliğini saklamak için mücadele ederken Alaeddin onu öldürmek yerine yüzünü görmeye çalıştı.
ALAEDDİN’İN YILLARDIR KALBİNDE TAŞIDIĞI AŞK KARŞISINDAYDI
Alaeddin yıllardır aradığı kadını sonunda bulmuştu. Destina da yıllar önce hayatına dokunan adamla yeniden karşı karşıyaydı. Ancak artık ikisi de geçmişteki iki yabancı değildi. Biri Selçuklu tahtındaki Sultan Alaeddin Keykubad, diğeri ise Kalonoros Prensesi Destina’ydı. Yıllardır birbirlerini unutmayan iki insan, bu kez birbirlerine düşman iki dünyanın temsilcileri olarak karşı karşıya geldi. Alaaddin’in şaşkınlıkla Destina’ya baktığı o anda yıllardır yarım kalan hikâyeleriyeniden başladı.
Güçlü oyuncu kadrosu, görkemli prodüksiyonu ve zindandan tahta uzanan çarpıcı hikâyesiyle ‘Aşk ve Taht’, yeni bölümleriyle her Çarşamba akşamı 20.00’de atv’de.
